Tarih 13.10.2011 / Saat 23.45
Şimdi uyuyor Türkiye’m yatağında mışıl mışıl… Ve dalmış en umursamaz uykusuna, görüyor rüyalarını en derin sessizlikte. Bir yerlerde, bağımsızlığın filizlendiği bu güzel toprakların bir yerlerinde ise mermi kovanları düşüyor toprağa. Dağ başlarında, sınırda, en karanlık vadilerde, en uçsuz bucaksız ovalarda, kirleniyor toprak. Boyanıyor sıcak bir kırmızıya… Birbirine doğrultulan Amerikan yapımı, Rus yapımı silahlardan çıkan gri dumanlar sarıyor gecenin karanlığını…
Bomba sesleri kesiyor geceyi. Korkulu bir cesaret… Karanlık… Karanlığı yaran ışık yıldırımları… Yıldırımlar düşüyor bedenlere; yıkılıyor bedenler. Korku ile cesaretin, ölüm ile yaşamın arasındaki o çizgide, tutunmaya çalışan 20 yaşında yürekler yalnız başlarına, tüm şiddetiyle üstlerine gelen geceye, karanlığa, namussuzluğa siper ediyorlar kendilerini. Ve ansızın, bir el bombası çöküyor, dağıtıyor yıllardır özenle kurulmuş hayalleri…
2002’de iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, geldiği günden bu yana birçok değişikliğe imza atmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “profilini” değiştirmiştir ki söz konusu değişimler oldukça radikal değişikliklerdir. Bu radikal değişiklikler, “ yavaş yavaş, küçük adımlarla, örgütlü ve sessiz bir şekilde” gerçekleştirildiği için de Türk toplumunun değişikliklere karşı tepkisi farklı olmuştur. Yahut “tepkisiz kalmıştır” da denebilir.
Peki, bunca büyük değişimlere rağmen Türk toplumu neden hâlen sessizdir? Gerçekten adaletli bir kalkınmanın olduğu bir ülke mi olduk, her şey çok mu güzel, bu mudur sebebi ölüm sessizliğinin?
Tüm bu sessizliğin sebebi 1923’te bir ülke kuran Türk halkı ile bugün 2000’li yıllarda, aynı topraklar üzerinde varlığını gösteren halkın aynı olmaması ya da daha açık bir ifade ile, 2000’li yılların Türkiye’sinin 1923 Aydınlanması’nın bıraktığı mirası sahiplenmemesidir. Az çok yazıldı çizildi:
Evet, AKP Türk halkının ulusal değerlerini yozlaştırdı, yıktı.
Evet, AKP eğitim sistemini, kendine kul yetiştirecek şekilde ayarladı, biçimlendirdi.
Evet, AKP “ulusal” ne varsa yıktı, yerine kendi mikro değerlerini koydu.
Ortaya koymak gerekir ki bütün mesuliyeti AKP’ye yüklemek, yine gerçekleri görememek demek olacaktır ki bu da bizi gerçekçi çözüm üretmekten alıkoyacaktır. Onlar kadar, benim halkım da bu olanlardan sorumludur. Sormak gerekir:
Askerin başına çuval geçirildiğinde, ulusal onurumuz ayaklar altına alındığında benim güzel halkım neredeydin?
Çocuğuna “yalan söyleme, doğru dürüst bir insan ol” derken, senin Başbakanın gözlerinin içine bakarak yalan söylediğinde, neden dönmedin sırtını, haykırmadın öfkeni, neden bile bile alkışladın halkım?
“Sayın Başbakanımıza dokunmak bile inanın bence ibadettir”[1] derken birileri, seni kula kul olmaya çağırırken, Müslüman’ım diye gezinirken her gün böbürlene böbürlene neden karşı çıkmadın olanlara?
Ülkemin kadınları, sizler, Avrupa ülkelerinden çok daha önce kavuşmuşken haklarınıza, “ÇOK EŞLİLİK YASAL OLSUN”[2] diyen kendini bilmezleri neden sokmadınız yerin dibine?
Parasız eğitim isteyen evlatlarınızın hapse atılmasına neden göz yumdunuz?
Sen günde 16-18 saat çalışarak kira parasını zor çıkarıyorken vekil, bakan oğullarının bir gecede zengin olmasına neden göz yumdun, neden karşı çıkmadın soygunculuğa, yolsuzluğa?
Emekçinin doğrulmayan belini iyice kıran, işçiyi süründüren sonra öldüren adaletsiz kalkınma politikalarına hem de sen de ezilmene rağmen neden destek oluyorsun emekçi, işçi kardeşim?
1920’lerde Mustafa Kemal’im “ Sanatsız kalan milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” derken sen bugün Kars’ta “İnsanlık Anıtı”nı tekbirlerle yıkan gericilerin karşısına neden dikilmedin? Neden ülkemin sanatçısının sanatının ayaklar altına alınmasına izin verdin güzel halkım?
Cennet ülkemin doğasının katledilmesine, derelerinin satılmasına, küresel sermayeye peşkeş çekilmesine, neden için yanmadı güzel halkım?
Metin amca “ileri demokratik” bir düzende, polis gazıyla hayatını kaybettiğinde, neden sadece TV’den izlemekle yetindin?
Göz göre göre hukukun katledilmesine neden seyirci kaldın? Demokrasinin, özgürlüğün, insan haklarının, eşitliğin birileri tarafından yok edilmesine nasıl tahammül ettin?
Ülkemin aydınları, senin haklarını savunurken onların hakkı gasp edildiğinde, özgürlükleri ellerinden alındığında, sen neredeydin halkım, neden dur demedin?
Bu ülkenin kurucusuna, TV’lerde meydanlarda sövülmesine göz yumacak kadar, duyarsız kalacak kadar ne zaman değiştin halkım? Ne zaman yabancılaştın, seni sen yapan değerlere bu kadar?
Tarih 14.10.2011 /Saat 00.26
Satırlarımı bitiremeye fırsat olmadan haber sitelerinde gezinirken gördüğüm bir acı haber daha. PKK’nın karakola saldırması sonucu, bir polis şehit oldu; 3 yaralı var.[3]
Ve sana son sorum halkım: 1923’te “barış ve kardeşlik gibi kutsal değerler üzerine inşa edilen Cumhuriyet’in topraklarında, bugün silah seslerinin eksik olmaması, her gün şehit haberleriyle yuvaların acı bir denizde boğulması, anaların babaların evlat acısıyla yüreklerini harap etmeleri; 3-5 yaşındaki dünyadan bihaber çocukların babasız kalması, 2000’lerin Türkiye’sinde bir insanın suya ihtiyaç duyduğu kadar barışa, kardeşliğe, insanlığa bu derece ihtiyaç duyması, seni yaralamıyor mu halkım? Bugün Mustafa Kemal’i her zamankinden daha çok arıyor olmak, seni utandırmıyor mu?
Söylemeden, hatırlamadan da edemiyorum Üstâd’ın dizelerini:
“Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”[4]
Tarih 19.10.2011 / Saat 09.00
Sıradan bir gün. Günlük haberleri izlemek için açtığım TV’de gördüğüm haberle vücudumun, elimin kolumun titremesine hâkim olamadım: 26 şehit ve 18 yaralı. Gözlerimde koca bir deniz, akmak için zorluyor beni. Daha önce bitmiş olduğunu düşündüğüm yazımı açıyorum. İnsan hayatının çok değersiz olduğu bir ülkede söylenecek çok şeyin olduğunu düşünüyorum, ama düğümleniyor boğazım, yutkunuyorum.
Bu sefer sessizliğe gark oluyorum. Tarihe notumu, sessiz bir isyanla düşüyorum şimdilik:
AKP tek başına iktidar. Ya da meclisteki 550 vekil tek başlarına iktidar. AKP ile birlikte, 550 vekil iktidar. Halk yok, uykuda. Aydınlar Silivri’de, dışarıdakiler suskun. Gençlik sınav derdinde, test çözüyor. Sınırda asker şehit.26 şehit ve 18 yaralı, milletin gıkı çıkmıyor, kuzu gibi uysal ulusum; bir AKP dönüşümü.
Bize düşen: İyi uykular Türkiye.
[1] http://www.cnnturk.com/2011/turkiye/07/20/basbakana.dokunmak.bile.bence.ibadettir/623516.0/
[2] http://www.odatv.com/n.php?n=cok-eslilik-yasal-olsun-2405111200
[3] http://gundem.milliyet.com.tr/pkk-karakola-saldirdi-canli-bomba-etkisiz-hale-getirildi/gundem/gundemdetay/13.10.2011/1450423/default.htm





0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen olabilirsin..