“O günler gelecek

Yüreğini sevdasına kurban edenler

Bir daha zemheri ayazına dönmeyecekler

O günler gelecek

Biz göremesek de yedi nesil ötesi çocuklar

Mezar taşımızdan

Yani alnımızdan öpecek”

Teğmen Mehmet Ali Çelebi. Öğrenim hayatını nice birinciliklerle süslemiş, 2007 yılında ise okul dördüncüsü olarak mezun olduğu Kara Harp Okulu’nda diplomasını eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tan alırken çekilen fotoğrafı ile hepimizin belleklerine kazınan o kahramanı. Yoğun bir kurs döneminden sonra helikopter pilotluğu sertifikasını üstün başarıyla alan, görev süresi boyunca terörle kahramanca mücadele eden, ordunun çiçeği burnunda teğmeni. Teğmen Çelebi, hayatı boyunca Mustafa Kemal’in gösterdiği yolda, Türk genci olmanın getirdiği görev ve sorumlulukların bilincinde olarak Önder’inden devraldığı Cumhuriyete ve devrimlerine bağlılığını hiç yitirmemiş, bu uğurda mücadelesini devam ettirmişti.

Bugün ne mi yapıyor Teğmen Çelebi? İkinci Ergenekon Davası’ndan tutuksuz olarak yargılanıyor.

Teğmen Çelebi, tarihler 18 Eylül 2008’i gösterdiğinde “Ergenekon ile birtakım örgütler arasında bağlantı kurmak” iddiasıyla gözaltına alındı önce. Yapılan incelemeler sonucunda cep telefonu rehberine Hizbut Tahrir terör örgütü üyesi 139 kişinin kayıtlı olması gerekçe gösterilerek tutuklandı. Sorgulamalarda her fırsatta böyle bir bağlantısı olmadığını dile getirse de eli ayağı bağlı adalet sisteminden O da aldı nasibini. 29 ay sonra ortaya çıkan gerçekse devletin temel işlevinin adaleti sağlamak değil, “sehven”(!) de olsa deliller yaratmak olduğunu gösterdi bizlere. Geciktirilen savunmasında ise Şahsım adına zaten benim olan tertemiz özgürlüğü talep ediyorum. Sizden görevime layıkıyla geri dönebilmek için suçsuzluğumu talep ediyorum. Ne merhamet, ne müsamaha istiyorum. Türk milleti adına, vermekle mükellef olduğunuz adaleti talep ediyorum. [1]diyerek haykırmıştı suçsuz olduğuna duyduğu inançla. Cezaevinde geçirdiği veya geçireceği günlere ya da dava sonunda alacağı herhangi bir haksız ceza sonrasında tertemiz üniformasını çıkarmak zorunda kalacağına da değildi isyanı. Terörle mücadele ederken terörist olarak yargılanmasıydı O’nun bu denli yıkılmasına sebep olan. Tutukluluğunun 33. ayında ise suçsuzluğuna olmasa da tertemiz özgürlüğüne kavuştu genç Teğmen.

Tutuksuz yargılanması kararının ardından üzerine giymekten büyük onur duyduğu üniformasıyla Ankara’daki görevine döndü hemen. Terörle mücadeleye destek vermek amacıyla geçici bir süreliğine Şırnak’a gönderildi. Kobra tipi helikopterlerle hava taarruzuna katıldı kanlı terör örgütüne karşı, hem de terör örgütü üyeliğiyle suçlanmış olmasına rağmen. Tutuklanarak Hasdal’a gönderildiği günden bugüne inançlarından, çizgisinden hiçbir şey kaybetmemişti genç Teğmen Mehmet Ali Çelebi. Çünkü O, Mustafa Kemal’in askeriydi. Ve hep öyle kalacaktı.

Siyasi erkin yargıyı tahakkümü altına aldığı ülkemde sadece Teğmen Çelebi değildi mağduru bu davaların. Ergenekon Davası kapsamında gazetecilerin, askerlerin, bilim adamlarının; Balyoz Davası ile birlikte muvazzaf subayların yurtdışına çıkma durumları bulunmamasına rağmen cezaya dönüşen tutukluluk sürelerinin yaşandığına diğer bir taraftan yüzyılın yolsuzluk hareketi Deniz Feneri e.V. Davası’ndan tutuklu bulunanların ise yurtdışına kaçma şüphelerinin bulunmadığı ve tutukluluk sürelerinin uzamasının cezaya dönüşeceği ileri sürülerek serbest bırakılmalarına şahit olduğum ülkemde adaletin kime ve neye göre dağıtıldığını düşününce…


[1] http://gizlibelge.wordpress.com/2010/09/29/mehmet-ali-celebinin-savunmasi/

Zekiye ŞEKER

İngilizce Öğretmenliği Bölümü Öğrencisi